Havza Haber Ajansı muhabirinin haberine göre İlim Havzaları Müdürü ve Kum Cuma İmamı Ayetullah Ali Rıza Arafi, Kum'da bulunan Kudüs Musallası'nda bugün kıldırdığı Cuma namazının hutbelerinde şunları söyledi:
“Son savaş ve yaşanan büyük medeniyetlerarası mücadele ile direniş, dünya çapında birtakım dersleri beraberinde getirdi.”
Birinci ders: Çağdaş dünyada ahlaki çöküş
Kum Cuma İmamı şöyle konuştu:
“Birinci ders, çağdaş dünyadaki ahlaki düzenin çöküşü ve milletlerin düşmanlarının bütün ahlaki değerleri ve ölçütleri aşmış olmasıdır. Tarih, insanlığın bugüne kadar böylesine büyük bir ahlaki sarsıntıya hiç ulaşmadığını göstermektedir. İnsanlığın kaynakları ve imkânları üzerinde egemenlik kuran güçler, en temel ahlaki özelliklerden dahi yoksun hâle gelmiştir.
İnsanlık bunun karşısında ağlamalıdır. Avrupa ve Amerika'daki insanlar da bu duruma karşı duydukları nefreti dile getirdiler; ancak bu, herhangi bir sonuç doğurmayan halkın sesi olarak kaldı. Şeytani güçler zulüm zincirlerini sürdürdüler ve dünyanın ahlaki düzeni çöktü. Dünya yeni bir dönüşümün eşiğindedir.”
İkinci ders: Hukuki ve uluslararası düzenin çöküşü
Ayetullah Ali Rıza Arafi şöyle devam etti:
“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi kurumlar zulüm karşısında sessiz kaldılar veya zalimlerle birlikte hareket ettiler. Bu sistemler, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyada bir miktar adaletin hâkim olması amacıyla oluşturuldu; ancak bu hiçbir zaman gerçek anlamda gerçekleşmedi.
Bugün ise bütün hukukî ve uluslararası düzenlerin çöktüğü açık ve somut biçimde görülmektedir. Dünyanın zorbalıkla hareket eden egemen güçleri, dünyayı gücün ve zorbalığın hâkim olduğu bir ormana dönüştürdüler.”
Üçüncü ders: Amerika ve Siyonistlerin gerçek yüzünün ortaya çıkması
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Geçmişte Amerika'nın suçları ve Siyonistlerin gerçek yüzü bu kadar açık değildi ve bunun insanlara anlatılması gerekiyordu. Ancak bugün bu köpeklerin gerçek yüzü herkes tarafından, hatta kendi dostları tarafından bile görülüyor.
Çocuklara yönelik zulüm, çocukların öldürülmesi, soykırım, altyapıların hedef alınması ve bölgede askerî veya sivil hiçbir kesim gözetmeksizin sergilenen en üst düzeydeki acımasızlık, Amerika'nın gerçek yüzünü ortaya koyan açık gerçeklerdir.”
Dördüncü ders: Her türlü müzakerenin güvenilirliğini kaybetmesi
Havza İlimleri Yönetim Merkezi Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçmişte büyük düşmanlar dahi bir araya gelip konuşuyor ve görüşmelerde asgari bazı ölçütlere riayet ediliyordu. Ancak bütün dünya, bu suçluların yaptıkları ilk anlaşmaları ve verdikleri ilk sözleri dahi çiğnediklerini gördü.
Bunun sonucunda onların hiçbir sözünün güvenilir olmadığı ortaya çıktı. Onların sözlerine güvenen kişi ya saflık içindedir ya da kötü niyetlidir.”
Beşinci ders: Ödünç alınmış güvenliğin hiçbir faydası yoktur
Kum Cuma İmamı şöyle konuştu:
“Bölge ülkeleri, ödünç alınmış bir güvenliğin ve Amerika'dan güvenlik dilenmenin hiçbir faydası olmadığını anladılar.”
Ardından bölge ülkelerine hitap ederek şöyle dedi:
“İslam'ın ve İran'ın düşmanlarıyla birlikte olduğunuz sürece füzelerimizin gürültüsü sizi tehdit edecektir.”
Altıncı ders: Amerika'nın camdan sarayı!
Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“İnsanlık şunu bilmelidir: Amerika camdan bir sarayda bulunmaktadır. Amerika, kayan kumların üzerine güzel saraylar inşa etmiştir; bu sarayların temelleri son derece zayıftır.
Amerika'nın sahip olduğu bütün güç ve çıkardığı bütün gürültüye rağmen dünya, Amerika'nın İran, direniş ekseni ve İran milleti karşısında yetersiz kaldığını gördü.”
Yedinci ders: İran halkı asla geri adım atmayacaktır
Ayetullah Arafi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Netanyahu, Trump ve onların yandaşları şunu bilsinler: İntikam isteyen ve İslam'ın idealleri uğruna geceleri dahi uyanık olan bu millet; İslam'ın, İslam İnkılabı'nın, rehberliğin ve silahlı kuvvetlerin yanında durmaya devam etmektedir ve asla geri adım atmayacaktır.”
Sekizinci ders: Dünya direnişin değerini anladı
Ayetullah Arafi vurgulayarak şöyle dedi:
“Dünya, akıllı ve bilinçli direnişin değerini anladı. Düşmanlar bizim teslim olmamızı arzuluyordu; ancak bu arzularını mezara götürdüler. Düşman hakka teslim olmalıdır. Şehit İnkılap Rehberi'nin, İran şehitlerinin ve direniş şehitlerinin kanının intikamı sizi beklemektedir.”
Ayetullah Arafi ayrıca şunları hatırlattı:
“Bu millet bu yolu sürdürecektir. Bugünün hassas şartlarında bu yolu sürdürmek; bilinç, basiret, cesaret ve sahada bulunmayı gerektirmektedir.
Bilimsel ve teknolojik ilerleme, büyük idealler etrafında fikrî ve toplumsal birlik ve Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney'in son söz ve belirleyici makam olması çerçevesinde kutsal bir birlik, bunların başlıca şartlarıdır.”
Askerî Güç, Bugünkü Hayatın Zorunlu Şartıdır
Havza İlimleri Yönetim Merkezi Başkanı şöyle devam etti:
“Askerî, güvenlik ve silahlanma alanındaki güç; silahlı kuvvetlerin, üniversitelerin ve hükümetin görevidir. Askerî güç, günümüzde varlığın ve hayatın zorunlu şartıdır.
Askerî gücü göz ardı edenler hata ediyordu. Cihadî yönetim ve seferberlik ruhuyla hareket etmek de bu yolu sürdürmenin bir başka şartıdır. Millet de buna eşlik etmelidir.”
Kültürel Meselelerin Islah Edilmesinin Gerekliliği
Ayetullah Arafi, kültürel meselelerin düzeltilmesinin gerekliliğini vurgulayarak şöyle dedi:
“Ülkede, özellikle de Kum'da hicap ve ilahî değerler meselesine dikkat etmeliyiz. Bu alanda hepimizin sorumluluğu vardır. Direnişin devam edebilmesi için toplumun temizliği ve ahlaki arınmışlığı gereklidir.”
Kum Cuma İmamı ayrıca şöyle konuştu:
“İran ve Irak'ta görkemli, düşmanı etkisizleştiren ve medeniyetlerarası boyut taşıyan bir Erbain organizasyonunun gerçekleştirilmesi için çaba gösteren herkese teşekkür ediyoruz. Erbain olayı daha fazla incelenmesi ve üzerine daha fazla yatırım yapılması gereken bir hadisedir.”
Direnişin İki Önemli Unsuru
Ayetullah Arafi, birinci hutbede direniş ve cihadın iki önemli unsura ihtiyaç duyduğunu belirterek şöyle dedi:
“Birinci unsur, düşmanla karşı karşıya gelindiğinde bireyde ve toplumda izzet ve onur duygusudur. Geniş toplumsal boyutlarıyla özsaygı ve onur hissi, yabancılara karşı direniş ve savunmanın temel şartlarından biridir.
İkinci unsur ise ülkeyi ve ilahî idealleri savunma yolunda karşılaşılan zorluklara karşı sabır ve tahammüldür.
Direniş bu iki psikolojik ve içsel unsura bağlıdır. Savunma ve cihad cephesinde direnmek ve yer almak, bir taraftan toplumun genelinde özsaygı ve onur duygusuna, diğer taraftan da sorunlarla karşılaşırken sabır ve kararlılığa ihtiyaç duyar.”
Sabır Akılcı Bir İlkedir
Kum Cuma İmamı, engeller ve zorluklar karşısında sabretmenin akılcı bir ilke olduğuna dikkat çekerek şöyle dedi:
“Bu özelliklere sahip bir millet yenilmezdir ve düşman karşısında zafer kazanacaktır.”
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Sabırlı ve tahammüllü olmak, büyük hedeflere ve ideallere ulaşmanın temel şartıdır. Kur'an ayetlerinde ve rivayetlerde buna birçok kez işaret edilmiştir. Örneğin Kur'an'da ‘sabır’ kelimesi yüzün üzerinde kez kullanılmıştır.”
Sabır, Şeriat Düzeninin Dayanağıdır
Havza İlimleri Yönetim Merkezi Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sabır, şeriatın bütün düzenlerinin ve hükümlerinin dayanağıdır. Rivayetlerde musibetler karşısında sabır, itaate devam etme konusunda sabır ve günahlardan uzak durma konusunda sabırdan söz edilmiştir.”
Ayetullah Arafi, sabrın iki kategoriye ayrıldığını belirterek şöyle dedi:
“Birinci sabır türü, insanın karşılaştığı irade dışı olaylar karşısındaki sabırdır. İkinci tür ise ilahî görevleri yerine getirmek, günahlardan uzak durmak ve sorumlulukları yerine getirmek için gösterilen iradeli sabırdır.
İkinci tür sabır, saadet ve ilerleme için kendi tercihimizle seçtiğimiz, zorluklara göğüs germeyi ve onların üzerine gitmeyi seçtiğimiz sabırdır.”
İlim Havzaları Müdürü şöyle devam etti:
“Bazen bir olay meydana gelir ve sabretmemiz gerekir. Ancak bazen de ilahî ve toplumsal görevlerimizi yerine getirmek için bilinçli şekilde zorlukların içine girmeye ve sabretmeye karar veririz. İşte bu, aktif sabır ve seçilmiş bir tahammüldür.”
Kum Cuma İmamı şöyle açıkladı:
“Bireysel sabır, namaz gibi kişisel görevleri yerine getirirken zorluklara katlanmamız anlamına gelir. Toplumsal sabır ise seçilmiş sabrın toplumun kültürüne dönüşmesi ve toplumun bütün bireylerinin tehlikelerle yüzleşmekten kaçınmaması, tehlikeler karşısında kendilerini kaybetmemeleri anlamına gelir.”
Ayetullah Arafi, günümüz literatüründe aktif ve toplumsal sabrın “direniş” olarak adlandırıldığını hatırlatarak şöyle dedi:
“Direniş; büyük hedefler, milletlerin ve ümmetin özgürlüğü uğruna büyük tehlikeleri göze alan, geniş kapsamlı, aktif, toplumsal ve planlı bir sabırdır.”
Direniş Kavramı
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“İnkılabın iki rehberi (İmam Humeyni ve İmam Hamaney), İran ve dünya literatürüne çok sayıda kelime ve kavram kazandırdılar. Bunlardan biri de ‘direniş’ kavramıdır. Bu kavram İslam dünyasında bir teori hâline geldi.
Direniş; büyük hedefleri gerçekleştirmek için gösterilen bilinçli, toplumsal ve aktif bir sabırdır. Milletimiz, büyük ideallerin gerçekleştirilmesi ve yeni İslam medeniyetine doğru ilerlemek amacıyla bu yolu benimsemiştir.”
Ayetullah Arafi, Âl-i İmrân Suresi'nin 146. ayetine işaret ederek şöyle dedi:
“Nice peygamberler gelip geçti ki, beraberlerinde kendilerini Rablerine adamış nice insanlar savaştılar da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, zayıflamadılar ve boyun eğmediler.”
İlim Havzaları Müdürü şöyle devam etti:
“İşte bu, idealist ve Mehdevî sabırdır. Büyük âlimler ve temiz insanlar ayağa kalktılar; gevşemediler. Düşmanın ağır fırtınaları onları geri çekilmeye zorlayamadı ve öfke ve kahramanlık çığlıklarını düşmanın üzerine yönelttiler.”
Ayetullah Arafi, sabrın insanın iç dünyasına ait psikolojik bir özellik olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Sabır; kararlı adım atmak, kalbin sağlamlığı ve iç dünyasının dirençli olması, karşılaşılan rahatsız edici mikroplara ve virüslere karşı koyabilmek için içsel bir sağlamlığa sahip olmaktır.”
Ardından Âl-i İmrân Suresi'nin 120. ayetinden şu bölümü okudu:
“Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir şekilde zarar veremez.”
yorumunuz